DENTPERAS

Çene Eklemi

Sağ ve sol tarafta kulağımızın hemen önünde yer alan; çiğneme, konuşma, yutkunma, esneme gibi hareketleri gerçekleştirebilmemizi sağlayan karmaşık yapıda bir eklemdir. Çene eklemimiz; konuşma, çiğneme vb. hareketler esnasında çenemizin hareketini yönlendiren bir menteşe gibi görev görür. Sağ taraf ve sol taraf olmak üzere iki ayrı yapıdan oluşur. Her iki tarafın da çene hareketleri esnasında birbiriyle uyumlu ve dengeli hareket etmesi, çene eklemi sağlığının korunması adına önemlidir. Ancak bu oldukça zor elde edilebilen bir uyum halidir. Bu yüzden de çene eklemi rahatsızlıkları ile oldukça sık karşılaşılır.

Ortodonti ve çene eklemi rahatsızlıklarının buluştuğu nokta; alt-üst dişler ve/veya çenelerarası kapanış uyumsuzluklarıdır. Bu uyumsuzlukların alt yapısında çenelerin genetik ya da dış faktörlere bağlı olarak anormal konumda şekillenmesi olabileceği gibi, dişlerin yanlış konumlanması ya da sonradan bazı etkenlerle dişlerin yer değiştirmesi olabilir. Bu yüzden eklem hastaları değerlendirilirken, kapanış esnasında eklem yapılarının doğru yerinde olup olmadığı incelenir. Çünkü dişler çiğneme esnasında kapanışa gelmeye çalışırken, çene eklemini oluşturan yapıları doğru konumundan uzaklaştırabilir; ses ya da ağrı şikayetleri meydana gelebilir. Bu düzensizlik kasların da olması gerekenden farklı çalışmasına ve tabloya kas ağrılarının eşlik etmesine neden olur. Örneğin hastalarımız sabah çenelerinde bir yorgunluk hissi ile uyandıklarından bahsederler. Hastanın tüm bu açılardan dikkatlice değerlendirilmesi ve tedavi planının bu veriler doğrultusunda oluşturulması gerekir.

Çene eklemi rahatsızlıklarının bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi çok önemlidir. Eklem hastalarında çene ağrısına; baş boyun ve sırt ağrıları, yoğun stres, uykuda solunum problemleri, konuşma bozuklukları, postür (duruş) bozuklukları eşlik edebilir. Böyle bir durumda tedavinin daha kapsamlı olarak planlanması, diş hekimi haricinde farklı branşların da desteği ile daha kalıcı bir sonuç elde edilmesi gerekmektedir. Son çalışmalarda toplumun yaklaşık %15 inde şikayet oluşturacak ve hekime başvurmayı gerektirecek düzeyde eklem problemlerinin olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin çiğneme konforunu, uyku düzenini dolayısıyla yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen çene eklemi problemleri çoğunlukla tedaviye ihtiyaç duymaktadır.

Çene Eklemi Rahatsızlıkları

Çene eklemi rahatsızlıkları birçok farklı sebepten köken alabilir, burada ise en sık karşılaşılan etkenlerden bahsedilecektir. Bunlardan birincisi travma dediğimiz fiziksel yaralanmalardır. Travma iki şekilde meydana gelebilir. Birincisi makrotravmadır. Makrotravmalar çeneye alınan direkt darbeler, trafik kazalarında meydana gelen sarsılmalar olabilir. Yine diş hekimliği müdaheleleri esnasında ağzın uzun açık kalması çene ekleminde hasara neden olabilen makrotravmalardandır. Mikrotravma ise, eklemin uzun bir süre boyunca tekrarlayan küçük kuvvetlere maruz kalmasıdır. Diş sıkma ve diş gıcırdatma alışkanlıkları çene eklemine zarar veren mikrotravmalara örnektir. Yine dişler arasındaki kapanış uyumsuzluklar her çiğneme esnasında eklemin mikrotravmaya maruz kalmasına neden olurlar.

Dişler arasındaki kapanış bozuklukları, çene eklemi şikayetlerinin en önemli nedenlerinden biridir. Çiğneme dinamik bir kavramdır ve bu esnada dişler arasında farklı temaslar ortaya çıkar. Eğer bu temaslar çene eklemini oluşturan yapıları normal konum ve dengesinden uzaklaştırır ise eklem şikayetleri ortaya çıkar. Alt ve üst çenenin normalden farklı büyüme modeli sergilemesi de çene eklemi şikayetlerine neden olabilir. Çene eklemi rahatsızlıklarının bir diğer nedeni derin ağrı girdisi adı verilen, komşu dokular kaynaklı ortaya çıkan eklem şikayetleridir. Örneğin, şiddetli bir diş ağrısı durumunda hasta o bölge ile çiğnemek istemez, farklı çiğneme paternleri geliştirir. Ağız açmasını kısıtlayarak oluşabilecek hasarı önlemeye çalışır. Yine yüksek yapılan bir diş dolgusu durumunda, hasta normal çiğnemesine engel olan o yüksekliği elimine etmek için farklı çiğneme şekilleri geliştirir. İşte çiğneme kaslarının normalden farklı çalışmasına neden olan bu durumlar çene ekleminde ağrı şikayetine yol açabilir. Bu durumlar dikkatlice değerlendirilmeli, ağız içerisinde hastanın farklı çiğnemesine yol açabilecek bir durum var ise öncelikle o durum tedavi edilmelidir.

Çene eklemi anatomik olarak baş ve boyun bölgesine bağlıdır. Bu nedenle öne baş postürü, omurga hizalanmasındaki düzensizlikler (skolyoz), yoğun telefon-tablet kullanımı gibi alışkanlıklara bağlı duruş bozukları; çene eklemi rahatzızlıklarının ortaya çıkmasında rol oynar. Solunum problemleri de çene eklemi rahatsızlıklarının kökeninde yer alabilir. Uyku esnasında solunumun geçici olarak durması ile karakterize olan apne rahatsızlığında; üst havayolunu açmaya yönelik bir uyarılma yanıtı olarak diş sıkma-diş gıcırdatma gelişebilir ve bu durumda çene eklemi bölgesindeki kasların aşırı çalışmasına bağlı olarak çene eklemi de etkilenebilir. Parafonksiyonel hareketler adı verilen, çenelerin normalden farklı kapanmasına neden olan alışkanlıklar da çene eklemi hasarına yol açabilir. Diş sıkma ve diş gıcırdatma parafonksiyonel hareketlere örnektir. Yine sakız çiğneme, tırnak yeme de parafonksiyonel hareketlerdir. Eklem problemlerinin bir diğer nedeni duygusal strestir. Stres aslında vücudun kendini savunmasını sağlayan bir korunma mekanizmasıdır. Ancak stres uzun süre devam eder ise vücudumuzda istenmeyen değişimlere neden olur. Bunlardan bir tanesi kasların normalden farklı kasılmasıdır. Özellikle yanak bölgesindeki çiğneme kası strese cevap olarak en çok kasılan kaslarımızdan biridir. Çiğneme kaslarının bu şekilde normalden farklı çalışması, çene eklemi hasarlarına ve şikayetlerine neden olabilir.

Bunun dışında hastanın genel sistemik durumu da değerlendirilmelidir. Özellikle bağışıklık sistemi ile alakalı romatolojik bir hastalık olan eklem romatizması (romatoid artrit) çene eklemi rahatsızlıklarının sebeplerinde önemli bir yer işgal eder. Yine kas ve yumuşak dokularda ağrı ile karakterize olan fibromiyalji de çene eklemi bölgesi de etkilenir. Bir cilt rahatsızlığı olan sedef hastalığında, vakaların %15-20 sine psöriatik artrit adı verilen eklem tutulumu gerçekleşebilir ve bu durum çene eklemini de etkileyebilir. Tüm bu örneklerden de yola çıkarak genel sistemik rahatsızlıkların çene eklemi ile ilişkisi değerlendirilmelidir.

Çene Eklemi Rahatsızlıklarının Tedavisi

Hekimin tedavi yaklaşımı hekimin tedavi prensiplerine ve hastanın problemine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Sunulan seçenekler arasında:

*Yumuşak diyet
*İlaç tedavisi (ağrı kesici, antienflamatuar, antidepresan…)
*Splint tedavisi
*Fizik tedavi ve egzersiz
*Botoks uygulamaları
*Eklem içi yıkama
*Eklem cerrahisi

Bulunmaktadır. Kliniğimizde ise, çene eklemi tedavileri içerisinde konservatif bir yaklaşım olan, splint adı verilen aparey uygulanmaktadır. Fizik tedavi uygulamaları, beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi, ilaç kullanımı, nefes ve dil eğitimi ise destekleyici tedavi olarak öngörülebilir. Nadiren de olsa, teşhis aşamasında cerrahi yaklaşımlar öngörülmekte ve hasta bu doğrultuda yönlendirilmektedir.

DENTPERAS

Yetişkinlerde Ortodontik Tedavi

Yetişkin bireylerde dişleri ilgilendiren çapraşıklık ve uyumsuzluklar, her yaşta ortodontik tedavi ile düzeltilebilir. Son yıllarda ortodontik tedavi gören her 5 hastadan 1 tanesinin 21 yaş ve üzerinde olduğu belirlenmiştir. Çeneleri ilgilendiren iskeletsel bir anomali söz konusu ise, ortodontik tedaviyi destekleyen cerrahi yaklaşımlara ihtiyaç duyulabilir.

Güzel bir gülümsemeyle gelen özgüven, bireylerin sosyal hayatını olumlu yönde etkilemektedir. Dişlerinin görünüşünden mutlu olan kişilerin yaşam kalitelerinin artmasıyla meslek hayatlarında ve kişisel ilişkilerinde daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir.

Gülümsediğinde kötü göründüğünü düşünen bireylerin, konuşma ve gülümseme konusunda daha çekingen davrandığı, problemlerini maskeleyecek biçimde dudakların kapalı olduğu bir gülümseme geliştirdikleri ya da gülerken elleriyle ağızlarını gizledikleri gözlemlenmiştir.

Erişkin bireyler, braket ve tellerin estetik görünmediğini düşünerek; ortodontik tedaviyi reddetmekte ve mevcut problemiyle yaşamakta ya da dişlerin üzerine kaplama yaptırarak protezle estetik görüntüye erişme yoluna gitmektedir. Her iki bakış açısı da uzun dönemde diş ve çevre dokuların sağlığını olumsuz yönde etkileyen, hatalı yaklaşımlardır.

Görünmeyen Tel Var Mı?

Günümüzde seramik braketler dediğimiz diş rengindeki braketler, oldukça estetiktir. Lingual ortodontik tedavi yönteminde; birtakım özel braketler ve teller dişlerin görünür ön yüzeyleri yerine, iç yüzeylerine yapıştırılmaktadır.

Invisaligne sisteminde dişlere şeffaf plaklar hazırlanmakta ve bu plaklarla tedavi yürütülmektedir. Tüm bu tekniklerin detayları için lütfen braket çeşitleri bölümüne bakınız.

Tedavi Olmazsam Ne OLur?

Dişler düzgün sıralanmadığından diş fırçalama esnasında tüm diş yüzeylerine ulaşmak mümkün olmayabilir. Buna bağlı olarak diş çürükleri ve dişeti hastalıkları oluşabilir. Yine çenelerin ve dişlerin yanlış konumlanmasına bağlı olarak çene ekleminde ağrı ve ses şikayetleri gelişebilir. Tüm bunların yanı sıra tedavi olmadığı için özgüven sorunu yaşayan birçok bireyin, tedavi sonrasında psikolojik olarak kendini daha iyi hissettiği bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.

DENTPERAS

Çocuklarda Ortodontik Tedavi

Bu gruptaki çocuklar karışık dişlenme dönemindedir. Ağızda hem süt dişleri hem de daimi dişer birlikte yer almaktadır. 6-7 yaşlarında ilk olarak süt kesici dişler düşer ve yerlerini daimi kesici dişlere bırakırlar. Bu süreç tüm süt dişleri düşüp daimi dişler ağızda yer alıncaya kadar devam eder ve ortalama olarak 11-12 yaşında sona erer.

Bu dönemde yapılan ortodontik muayeneler, problemlerin erken tespit edilebilmesi adına önemlidir. Böylece ortodontik anomalilerin oluşumu engellenebilir ya da şiddeti azaltılıp daha sonraki tedavi ihtiyacı süresi kısaltılabilir. Karışık dişlenme döneminde yapılan ortodontik müdahaleler genellikle koruyucu ve önleyici ortodontik tedavilerdir.

Koruyucu Ortodontik Tedavi
Dişlerde çapraşıklıkların ve dişler arası uyumsuzlukların oluşumunun engellenmesi için yapılan tedavilerdir. Zamanı geldiği halde düşmeyen bir süt dişinin çekimi bu tarz bir yaklaşımdır. Yine zamanından önce çekilen bir süt dişine ait yerin, daimi diş sürünceye kadar ortodontik apareyler aracılığı ile korunması, koruyucu ortodontik tedavidir. Bu tür apareylere yer tutucu adı verilir. Yer tutucular sabit olup dişe yapıştırılabilirler, ya da hareketli plak şeklinde hazırlanabilirler.

Önleyici Ortodontik Tedavi
Gelişmekte olan ortodontik problemlerin daha ciddi boyutlara erişmesini engellemek için yapılan tedavilerdir. Amaç problemin şiddetini azaltmak ve etkeni ortadan kaldırmaktır. Ayrıca daha sonra uygulanacak olan kapsamlı ortodontik tedavinin süresi kısaltılabilir.

Bu dönem neredeyse tüm daimi dişlerin ağızda yerlerini aldığı, ergenlik dönemini de içeren büyüme çağıdır. Ortodontik tedavilerin birçoğu bu yaşlarda başlar. Bu dönemde yapılan tedaviler kapsamlı ortodontik tedavilerdir. Aktif büyüme döneminden istifade edilerek çeneleri ilgilendiren anomaliler tedavi edilir ve dişlerde tam bir estetik sağlanır.

12 Yaş ve Sonrası Ortodontik Tedavi
Aktif büyüme dönemi ortalama olarak kızlarda 15, erkeklerde ise 16 yaşında sona erer. Büyüme tamamlandıktan sonra çenelerdeki problemi sadece ortodontik yaklaşımlarla çözmek mümkün değildir. Dişsel problemler ise rahatlıkla tedavi edilebilir. Dolayısıyla, büyüme sona ermiş ise ortodontik tedavi yaklaşımları erişkinlerdeki ile aynıdır.

Bu dönemde halk arasında tel takma dediğimiz sabit ortodontik tedaviler yapılmaktadır. Dişler üzerine yapıştırılan braketler ve aradan geçen ark teli aracılığıyla dişlere kuvvet iletilir. Bu kuvvetler sayesinde dişler hareket ettirilir ve istenilen konuma getirilir.

Çeneleri ilgilendiren problemler mevcut ise, braketlere ilave olarak ağız dışından destek almak gerekir. Aktif büyüme dönemi olan 12-15 yaşları arasında kullanılabilen bu apareyler sayesinde, çenelerdeki büyümeyi yönlendirmek ve anomaliyi tedavi etmek mümkündür.

DENTPERAS

Metal Braketler

Klasik braketlere göre mekanik üstünlükleri olan özellikli braket sistemleridir.

Sabit ortodontik tedavinin temelini, dişlerin üzerine yapıştırılan braketler ve bunların içerisinden geçen ark teli oluşturur.

Klasik braket sistemlerinde, telin braket düzeneğine ayrı küçük bir tel parçası ya da elastik halka ile bağlanması gerekmektedir. Bu bağlanma arada bir sürtünme oluşmasına neden olmaktadır. Kapaklı braketlerde ise özel kilit mekanizması sayesinde ilave bir bağlanma sistemine ihtiyaç duyulmaz, tel braket içerisinde daha rahat hareket eder ve sürtünme azalmış olur.Böylece hafif kuvvetlerle daha etkin ve daha hızlı diş hareketi elde etmek mümkün olur ve tedavi süresinin kısalmasına katkıda bulunur.

Kapaklı sistemlerde ark teli braket içerisinde daha uzun süre aktif kalabilmekte ve hastanın randevu aralıkları dört hafta yerine, beş ya da altı haftaya kadar uzatılabilmektedir.

Ayrıca kapak mekanizmaları kolaylıkla açılıp kapatılabildiği için tedavi seansları daha kısa sürer, dolayısı ile hastanın koltukta geçirdiği süre kısalır.

Kapaklı braketlerin tüm bu avantajları nedeniyle ortodontik tedavide kullanımları gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Metal, estetik ve lingual braketlerin tümünde kapaklı sistemler mevcuttur.

DENTPERAS

Şeffaf  Plak

Şeffaf Plak Nedir?
Dişlerin görünür tüm yüzeylerini saran, takılıp çıkartılabilen, kişiye özgü hazırlanan şeffaf görünümlü ortodontik tedavi araçlarıdır. Dişlere hareket vermek üzere; 3 boyutlu veriler kullanılarak üretilen hastanın ağız modelleri üzerinde, biyouyumlu medikal polimerlerin vakumla şekillendirilmesiyle üretilirler.

Şeffaf Plaklar Dişleri Nasıl Düzeltir?
Şeffaf plak sisteminde, dişlerinizin görüntüsü, küçük bir başlıktan oluşan ağız içi tarayıcısı aracılığı ile bilgisayar ortamına aktarılır. Sanal ortamda dişlerinizin düzeltilmesi sistem algoritması aracılığı ile adım adım planlanır ve hekiminiz tarafından, ortodontik hedeflerini gerçekleştirebileceği şekilde düzenlenir. Planlama netleştiğinde her düzelme aşaması için şeffaf plaklar hassas bir biçimde üretilir. Her bir plak dişlerin hareket ettirilmiş haline göre basılmış olacağından, hasta plağını taktığında, plak dişleri hareket edecekleri yöne taşımış olur.

Her bir plağın kullanım süresi; hastanın yaşına ve planlamasına göre değişmekle birlikte, ortalama 7 ila 10 gündür. Bu süre tamamlanınca hasta sıradaki plağına geçer ve artık sıradaki plağa yüklenmiş olan hareketler doğrultusunda dişlerdeki düzelmeler devam eder.

Şeffaf Plak Tedavisi Hangi Yaşta Uygulanır?
Şeffaf plak tedavisinin ilk kullanım alanı daimi dişlere sahip genç erişkin ve yetişkinlerde olmakla birlikte; 2018 yılı itibari ile süt ve karışık dişlenme dönemindeki çocuklarda da kullanımı mümkün hale gelmiştir. Bu sayede, günümüzde çocuklarda da dişsel ve iskeletsel düzensizlikliklerin şeffaf plaklar aracalığı ile tedavisi yapılabilmektedir.

Şeffaf Plaklar ile Tedavi Süreci Nasıl İlerler?
Hekiminizin planlaması doğrultusunda üretilen plaklar, kliniğe ulaştığında hastaya uygulanma ve kullanım aşamasına geçilir. Uygulamadaki ilk aşama; diş hareketlerini kolaylaştıran ve plakların tutuculuğunu sağlayan;
ataçman adı verilen küçük çıkıntıların diş rengindeki dolgu malzemesi kullanılarak dişlerinize yapıştırılmasıdır. Ataçmanların şekli ve büyüklüğü diş hareketinin yönüne göre değişkenlik gösterir. Sonrasında plaklarınızı nasıl takıp çıkaracağınız anlatılır. Kullanım süresi ve bakımı hakkında bilgi verilir. Hekimin öngörüsüne göre birkaç plak teslim edilip kontrol randevusu oluşturulur.

 Şeffaf Plakları Kimler Uygulayabilir?
Şeffaf plak tedavi sistemi, bir ortodontik tedavi yöntemidir. Öncelikle hastanın problemi bir ortodonti uzmanı tarafından teşhis edilmeli, şeffaf plak sistemine uygunluğu değerlendirilmelidir. Ortodontik tedavide hedefleri sistem değil, hekim belirler. Burada hekimin en önemli rolü, bir yandan dişlerin sıralanmasını planlar iken, bir yandan da sizlere sağlıklı bir diş ve çene kapanışı kazandırmak; çiğneme konuşma yutkunma solunum gibi
fonksiyonlarınızı gözetmektir. Bu yüzden de şeffaf plak tedavilerinin bir ortodontist eşliğinde yürütülmesi daha uygundur.

Şeffaf Plak ile Uygulanan Ortodontik Tedavinin Avantajları Nelerdir?
Şeffaf plakların önemli özelliklerinden bir tanesi sosyal mesafede neredeyse görünmüyor olmaları ve bireylerin  tedavi boyunca estetik kaygıları olmadan özgürce gülümseyerek plaklarını taşıyabilmeleridir. Bu durum hastanın tedavi seyrinde de normal sosyal hayatına devam edebilme olanağı sağlar. Bir diğer önemli özelliği, hastanın ortodontik tedavi seyrinde yeme içme esnasında plakları çıkarabilmesi, özgürce istediği yiyecek ve içeceği tüketebilmesidir. Ağızda diş yüzeyine yapışan ortodontik aygıtların olmayışı daha konforlu bir ağız ortamı sağlar ve batma ya da kopma şikayetleri yaşanmaz. Yine fırçalama esnasında plakların çıkarılabiliyor olması, braket sistemlerine göre, ağız bakımının çok daha kısa sürede kolayca elde edilebilmesini mümkün kılar.

Plaklar ile tedavi seyrinde ağrı, dişlere gelen baskı düşük düzeyde olduğu için, genellikle çok hafif seyreder. Dişlerin ilk harekete başladığı 1. Plakta; ilk 4-5 gün ağrı ve konforsuzluk beklenen bir durumdur. Sonrasında ise hasta için süreç çok daha konforlu ilerler. Hekimler için şeffaf plak tedavisinin en önemli özelliği ise, öngörülebilir tedavi planlamaları sunmasıdır. Bu yaklaşım ile tedavinin ilk gününden itibaren dişleri hedeflerimize ulaşacak şekilde hareketini yönlendirmek mümkün olmaktadır. Bu da tedavi süresinin kısa olmasına olanak sağlamakla birlikte, planlanan diş hareketlerinin doğru ve etkin bir biçimde elde edilmesini mümkün kılar.

Şeffaf Plakları Günde Kaç Saat Takmam Gerekir?
Tedavinizin hızlı ilerlemesi için yemek saatleri dışında plakların günde ortalama 22 saat ağızda takılı olması gerekmektedir. Plakların ağızda kalma süresi 20 saatin altına indiğinde ise planlanan diş hareketleri gerçekleşmeyecektir.

Şeffaf Plaklar Nasıl Temizlenir?
Yemek yerken şeffaf plaklarınız sizlere teslim edilen özel kutusuna konmalıdır. Yemek bittikten sonra dişler kaliteli bir biçimde fırçalanır. Plaklar akar su altında elinizce nazikçe ovcalayarak temizlenir. Eğer koşullarınız bulunduğunuz yer itibari ile uygun ise, yumuşak bir fırça aracılığı ile macun kullanılmadan çok hafif bir baskı ile plağı deforme etmeyecek şekilde temizlenebilir. Plaklarınız çok renklenir ise, akşamları dişlerin fırçalanması esnasında, temizleme kristallerini içeren suda 3-4 dakika bekletilebilir. Diş fırçalamanızı ve plak bakımınızı tamamladıktan sonra, plaklar tekrar ağıza takılır.

Şeffaf Plak Tedavisinde Ağız Bakımı Nasıl Olmalıdır?
Plak kullanımında, mümkünse her öğünden sonra dişlerin fırçalanması, plakların akan su altında temizlenmesi ve sonra takılması tavsiye edilir. Eğer fırçalama yapılamıyor ise ağız bol su çalkalanmalı, su ile gargara yapılmalı ve öyle takılmalı, ilk fırsat bulunduğunda da dişler fırçalanmalıdır. Özellikle çocuk hastalarda hijyen iyi sağlanmadan  plak takılmış ise; plak üzerine artıklar olabilir. Bu durumda plak, yumuşak bir fırça aracılığı ile çok baskı uygulamadan temizlenebilir. Plağın bakımı için, eczanelerde satılan plak temizleme tabletleri kullanılabilir. Aşındırıcı ve beyazlatıcı kimyasallar kesinlikle önerilmez. Ayrıca plak kullanan
hastalarda minelerinin güçlenmesine katkı sağlamak için macun kıvamındaki topikal kremler özellikle de gece yatmadan önce plağın içine yerleştirmek suretiyle kullanılabilir.

Şeffaf Plaklarla Yemek Yiyebilir Miyim?
Yemek yerken plakların kesinlikle çıkartılması gerekmektedir. Aksi takdirde plaklarınız deforme olabilir ve işlevselliğini yitirebilir.

Şeffaf Plaklarla Bir Şey İçebilir Miyim?
Şeffaf plaklarla su içilmesinde bir mahsur yoktur. Ancak çok sıcak ve çok soğuk içeceklerin tüketilmesi uygun değildir. Plaklarınız termoplastik yapıda olduğu için deforme olabilir.